Facebook'ta Paylas  

İŞVERENLERİN PRİME ESAS KAZANÇLAR NASIL BELİRLENİR?


                         

 

   Sosyal Güvenlik Kurumu SGK) kurulmadan önce Bağ-Kur a tabi prim ödeyen işverenler, bulundukları basamağa göre belirlenen tutarda prim ödemekteydiler. Sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında toplandıktan sonra oluşturulan ve 01 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren sosyal güvenlik uygulama Kanunu ile birlikte basamak sisteminden vazgeçildi ve beyanda bulunacağı geliri üzerinden prim ödeme sistemine geçildi. Yani artık işverende, beyanda bulunacağı sigorta primine esas kazanç üzerinden prim ödemeye başladı. Sistem, bu yönüyle de sigortalı ve işverenler için oluşan farklı uygulamaları da ortadan kaldırdı. Şu an yapılan uygulamada  işveren, ödeyeceği prime esas tutulacak kazancı kendisi belirlemekte ve SGK ya beyan da bulunmaktadır. Kendisi belirlemekle beraber uyması gereken limitler ve kurallar vardır. Öncelikle beyanda bulunacağı gelir asgari ücret ile asgari ücretin 6.5 katı arasında olmalıdır. Geliri asgari ücretin altında olsa bile asgari ücretten daha aşağıda bir gelir beyanında bulunamaz. Yine geliri asgari ücretin 6.5 katına denk gelen 6.361 TL den fazla olsa bile gelirini 6.361 TL olarak beyan etmesi gerekmektedir. İşveren aynı zamanda asgari ücret ile asgari ücretin arasındaki herhangi bir miktarı da gelir olarak beyan edebilir. Tamamen kendi isteği ile belirlediği beyan esas alınır ve  prim tahakkuku bu beyana göre yapılır. Eğer işveren gelir beyanında bulunmazsa SGK, işverenin gelirini asgari ücret olarak kabul edecek ve primini asgari ücret üzerinden hesaplayacaktır.

 İŞVERENLER YANLARINDA ÇALIŞTIRDIKLARI SİGORTALILARDAN DAHA AZ PRİM ÖDEYEBİLİRLER Mİ?

 Konunun iyi anlaşılması için işveren tanımını ve işveren olarak tanımlanabilecek kişilikleri anlaşılabilir olarak ortaya koymak gerekmektedir. Kısaca işveren, yanında hizmet akdine tabi sigortalı çalıştıran gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanır. Tanımdan da görüleceği gibi, yanında hizmet akdine tabi sigortalı çalıştıran kişiler gerçek ve tüzel kişiler olarak ikiye ayrılmaktadır. Eğer işveren gerçek kişi ise yani, sigortalı çalıştırılan işyeri şahıs işyeri ise, işveren yanında çalıştırdığı sigortalılara ödediği ücretten daha düşük gelir beyanında bulunamaz. Örneğin işveren Nihat CEYLAN kendisine  ait bir market işyerindeki genel müdürüne  2000 TL ücret ödemesi yapıyorsa, kendi adına prim ödeyeceği gelir beyanı 2000 TL 'nin altında olamaz.

Ancak işveren, şahıs işletmesi değil de bir şirketse yani tüzel kişiliği olan bir işyerinin varlığı söz konusu ise şirket olan işverenin sigortalılığı söz konusu olmayacağından, işyerinde çalışanların ücretleriyle mukayese yapılacak bir durum söz konusu olmayacaktır. Örneğin CEYLAN LTD.ŞTİ ye ait bir market işyerinde genel müdüre  2000 TL ücret ödemesi yapılıyorsa, İşveren konumunda olan CEYLAN LDT.ŞTİ nin sigortalılığı söz konusu olmayacağından ücret mukayesesi yapılmayacaktır. Kanun, işveren ile yanında çalıştırdığı sigortalıların ücretlerinin karşılaştırılmasını hüküm olarak ortaya koyduğundan, şirket ortaklarının işveren konumunda bulunmamaları nedeniyle şirkete ait işyerlerinde çalışan sigortalılar ile o işyerine ait tüzel kişiliğin şirket ortaklarının ücret ve gelir beyanlarının karşılaştırılması yapılmayacaktır. Kısaca şirket ortakları, şirkete ait işyerinde çalışan genel müdürün 2000 TL lik ücretinden daha düşük gelir beyanında bulunabileceklerdir.

 HEM İŞVEREN HEM SİGORTALI OLUNABİLİR Mİ?

 Bir kişi hem işveren Bağ- Kur (4/B) sigortalısı hem de hizmet akdine tabi çalışarak SSK (4/A) sigortalısı olabilir. Bu durumda artık SSK sigortalılığı baskın ve öncelikli sigorta statüsünde olduğundan SSK (4/A) sigortalılığı geçerli sigortalılık olarak devreye girecektir. Bir sigortalı için aynı anda iki sigorta türünden de prim ödenemez. Bu halin varlığında  sadece birinden prim ödemek gerekmektedir.

Eğer sigortalının bir şahıs işletmesi varsa ve aynı zamanda bir de ticari şirkete ortaklığı varsa bu halde  4/B sigortalılığının ilk başladığı durumdaki gelir beyan şartı esas alınacaktır. Spesifik bir konu olduğundan bu konuda SGK nın nasıl uygulama yapacağını bilememekle birlikte, bu konuda Kanun ve mevzuatta açıklayıcı bir durum olmadığından, uygulama  sigortalılığı önce başlatan faaliyet esas alınarak gelir beyan şartları belirlenecek şekilde yapılmalıdır. Konuyu örnekleyerek anlatmaya çalışırsak; Sigortalımız Nihat CEYLAN kendi adına bir şahıs işletmesi tescil ettiriyor ve sigortalı çalıştırmaya başlıyor. Şahıs işletmesindeki genel müdürü 2000 TL ücret alıyorsa kendiside gelir beyanını 2000 TL nin altında yapamayacak ve 2000 TL veya üzerinde bir gelir beyanı esas alınarak prim ödemesi yapacaktır. Daha sonra şahıs işletmesi devam ederken başka bir şirketin ortağı olsa bile durum değişmeyecektir. Ancak sigortalılık tescili, önce başlanılan faaliyet olmasından dolayı şirket ortaklığından kaynaklanıyorsa, yanında çalıştırdığı sigortalıların aldığı ücret ödemelerine bakılmaksızın beyan ettiği gelir üzerinden  prim ödeyecektir. Şirket ortaklığı devam ederken kendi adına şahıs işletmesi tescil ettirmesi halinde ve şahıs işletmesinde çalışan genel müdür 2000 TL ücret alması halinde bile, çalıştırdığı kişiyle mukayese yapılmaksızın beyan ettiği gelir üzerinden prim ödemelidir. Uygulama bu yönüyle açıklanmaya muhtaçtır. Onun için SGK nın genelgelerinde bir başlık altında bu konu örneklerle açıklanmalıdır.

 SORU;

 Mustafa Bey; Sizden öğrenmek istediğim konu şudur. Memurların 2925 sayılı kanuna göre tarım primi ödeyen eşleri için aile yardımı alma hakları var mıdır. Teşekkür ederim. Gülizar

 CEVAP:

Gülizar hn;
Devlet memurları çalışmayan eşlerinden dolayı aile yardımı alabilmektedirler.
Kanun çalışmayan eş tabirini kullanmıştır.
2925 sayılı Kanun, süreksiz olarak tarım işinde çalışanların tabi olduğu sosyal güvenlik Kanunudur.
Burada da sigortalılık süreksizde olsa bir çalışmadan kaynaklanmaktadır.
Bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla beraber. Uygulayıcılar eşinizin çalışmaya dayalı sigortalılığından dolayı aile yardımı ödemeyeceklerdir.
Ancak 2925 sayılı Yasaya dayalı sigortalılık aynı zamanda isteğe bağlı sigortalılık türüne girmekle beraber menfaate dayalı bir çalışmanın sonucunda sigortalılık hakkı doğmaktadır. Menfaate dayalı çalışması olanlarda Kanuna göre aile yardımı alamazlar.

 

Mustafa Keskin
Posta Gazetesi
 Sorularınız İçin: mustafakeskin2005@hotmail.com