Facebook'ta Paylas  

MUHASEBE MESLEĞİNİN GELECEĞİ VE TÜRMOB BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ


Yahya ARIKAN - İSMMMO Başkanı


MUHASEBE MESLEĞİNİN GELECEĞİ VE TÜRMOB BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ

“Muhasebeciler insanların, kurum ve kuruluşların gelecekleri doğrultusunda şekil almalarında katkıda bulunan ve güvenilen profesyoneller kişilerdir. Bunlar, dürüstlükle bütünleşip,

- Açıklık ve objektiflik kapsamında haberleşerek, - Karmaşık verileri yararlı (kritik) bilgi haline dönüştürerek,

- Fırsatları öngörerek ve yaratarak,

- Vizyonu realiteye dönüştürecek yollar tasarlayarak, Değer yaratırlar.”

“Muhasebe mensupları ve örgütlerinin vizyonları ne olmalıdır?”  sorusuna bence verilebilecek en akılcı ve doğru yanıtlardan biri yukarıda yaptığım alıntıdır.

“Mesleğin geleceği ve TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezi” değerlendirmesini de bu gözle yorumlamakta yarar var.

Biliyoruz; “Muhasebe ve denetim” birbirlerinin “olmazsa olmazı” iki kavramdır. Muhasebesiz denetim, denetimsiz muhasebe olduğu yerde, gerçek olmayan finansal tablolar ortaya çıkar. Muhasebenin ürettiği finansal tabloların, muhasebe standartlarına uygunluğunu, yine denetim standartlarına göre inceleyerek, muhasebe bilgilerinin güvenilirliğini artıran “muhasebe denetimi”, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik sistemin önemli bir parçasıdır.

Muhasebe denetçisinin ürettiği raporlar, başta yatırımcıları olmak üzere, ilgili tarafları, güvenilir bilgiye ihtiyaç duyan bütün kesimleri ilgilendirir. Bu anlamda ülkemizde de bu durumu yasal zemine oturtan süreci anımsayalım... 1981 yılında, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve bu kanuna ilişkin çıkarılan 16 ve 22 numaralı tebliğler ile bağımsız denetim ve bağımsız denetim standartlarına ait düzenlemeler yapılmıştır. Bu çerçevede bağımsız denetim yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu tarafından bağımsız denetim şirketlerine verilmiştir. 1989 yılında yürürlüğe giren 3568 sayılı meslek yasamız ise 2 maddesi 1A/c bendinde yapıyı şu şekilde tanımlar:

1-A) muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu Gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin;

a. Genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak.

b. Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak.

c. Yukarıdaki bentte yazılı konularda, belgelerine dayanarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzer işler yapmak.

Bugün geldiğimiz aşamada mesleğimizin şekillendirecek radikal gelişmeleri hep birlikte gözlemekteyiz. Özellikle; 2011 yılı Ocak ayında TBMM gündemine gelecek olan yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) tasarısı yasalaştığında, denetim konusunda mesleğimize önemli gelişmeler sağlayacaktır.

Bunun öncesinde; Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliği de (TÜRMOB) 1 Kasım 2010 da önemli bir tebliğ yayınlamıştır.

“Bağımsız Denetim Merkezi kurulmasına ilişkin Esaslar Hakkında tebliğ” ile TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezi ni kurmuştur.

Tebliğ yedi bölümden oluşmuştur;

Birinci Bölüm: Başlangıç Hükümleri Tebliğin Amacını, Hukuki Dayanağını, Kavram Ve Tanımlar,

İkinci Bölüm: TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezi Kuruluş, Görev, Çalışma Usul Ve Esaslar,

Üçüncü Bölüm: Bağımsız Denetçiler Şahsi Kütüğü Ve Bağımsız Denetim Şirketleri Kütüğü,

Dördüncü Bölüm: Bağımsız Denetim Lisansı,

Beşinci Bölüm: Kalite Güvence Sistemi,

Altıncı Bölüm: Meslekte Uzmanlaşma ve Mesleki Uzmanlık,

Yedinci Bölüm: Son Hükümlerden oluşmaktadır.

Yapılan düzenlemelere göre; tebliğin “dördüncü, beşinci, altıncı” bölümlerinde bağımsız denetim lisansından, kalite güvence sisteminden ve meslekte uzmanlaşma ve mesleki uzmanlık uygulama sürecinin ne şekilde gerçekleşeceği açıklanmaktadır.

Girişte verdiğim alıntı paragrafın siyahlaştırılmış sözcükleri birleştiğinde ise çıkan cümle bellidir!  “Muhasebeciler dürüstlükle bütünleşip, değer yaratırlar.” Ve; yirmi yıllık mesleki çalışmalarımızda, mesleki bilgi şölenlerimizde hep tartıştığımız ve uzlaştığımız konuların başında “Muhasebe mesleğinin geleceğinin denetim olacağı” gelmiştir.

Ayrıca;

- “Kamu güvenini sağlamak üzere bağımsız denetim faaliyetini yürüten bağımsız denetim şirketlerinin yaptığı iş ve işlemlerin kalitesinin incelenmesini yürüten kalite güvence sisteminin kurulması…”

- “Yeni mesleki iş alanlarının yaratılması, muhasebe mesleğinin performansının ve kalitesinin yükselmesine katkı sağlamak, ulusal ve uluslararası düzeyde muhasebe mesleğine ve meslek mensuplarına olan güveni sürdürebilir kılmak amacıyla mesleki uzmanlaşma ve kurumsallaşmaya ilişkin esasların belirlenmesi…” de diğer tartışma konuları arasında öne çıkmıştır.

İşte şimdi, öncelikle; yaşamsal önemde gördüğümüz bu “tebliğ”in, ruhuna meslek örgütü olarak sahip çıktığımız”ın altını kalın harflerle çizmek istiyoruz.

Ancak tebliğin bazı hükümlerinin tekrar gözden geçirilerek yeniden düzenlenmesinin daha doğru olacağını ve tüm tarafları kucaklayacağını düşünüyoruz.

İlk olarak; ruhsat almış meslek mensuplarının, söz konusu tebliğin dördüncü bölümünde belirtilen şartlarda “tekrar sınava tabi tutularak denetim lisansı alma mecburiyetinin sınava bağlanmasını” haklı bulmuyoruz. TÜRMOB un 3568 sayılı yasaya göre verdiği ruhsata sahip çıkacağına inanıyoruz.

Bu anlamda; Mevcut meslek mensupları; denetim sürecine devam edebilmelidirler. Hepsi zaten belirli sınavlara girmiş ya da belirli özelliklere sahiptir.

Bu nedenle; TÜRMOB un tebliğ içeriğindeki eğitim konularının esas alındığı, mevcutlar için en az 3 yıllık bir deneyim ve 120 saatlik (-ki süre ve saat tartışılabilir) eğitim koşulu aranabilir. Aynı şekilde denetim bir takım işi olduğundan, kurum modelleri açısından da (işyeri olanakları, istihdam özellikleri vb.) asgari bir standart getirilebilir. Böylece kurumsal modelleri oluşmuş, belirtilen eğitime katılmış, ruhsat sahibi meslek mensuplarının, ayrıca sınav zorunluluğu olmaksızın TTK denetimi yapabilmeleri sağlanabilir.

Mesleğe yeni gireceklerin ise; katılacağı SMMM kurs ve eğitim müfredatının ve sınav konularının bu tebliğ hükümlerine göre yeniden belirlenmesini talep ediyoruz. Bu sınavları kazanmış ve yukarıda belirtilen kurumsal modeli uygun olanlar da yine TTK denetimi yapabilmelidir.

TÜRMOB, yukarıdaki koşulları sağlayanların, yani TTK denetimi yapacakların bir kütüğünü tutmalı ve bunların durumları elektronik ortamda ilan etmelidir. Sonraki yıllarda da zorunlu eğitime katılanların denetim işine devam edecekleri süreç planlanmalıdır.

Ayrıca tüm bu süreçlerden önce kalite güvence sistemi devreye sokularak, denetim işleminin kalite kontrolünden de asla taviz verilmemelidir.

Aslında gelişmiş ülkelerde, örneğin, ABD ve Almanya ya baktığımızda, mesleki ruhsatların alınması zor, zahmetli ve çaba gerektiren bir süreç olduğu ortadadır. Ve bağımsız denetim için ayrı bir ruhsat öngörmemektedir.

Ayrıca yine bu ülkelerdeki sınavların içeriğine bakıldığında; ruhsatı alan meslek mensubunun denetim de yapabileceği varsayımı esas alınmaktadır.

Sonuç olarak; En akılcı yöntem, “tebliğ iptal edilmeden tüm tarafların eleştiri ve önerileri dikkate alınarak ilgili bölümleri yeniden düzenlenmelidir”. Yeni Türk Ticaret Kanunu nun gündemde olduğu bir dönemde mesleki fayda olarak böylesi bir düzenleme, durumumuzu kazanıma dönüştürecek bir fırsat yaratacaktır.

Biliyoruz ki, “Olumlu yaklaşım ve yapıcı eleştiri” mesleki kazancımızın ve saygınlığımızın yapıtaşlarıdır.

Yahya ARIKAN

İSMMMO Başkanı