Facebook'ta Paylas  

Yeni Yatırımlara Yelken Açmak. S.M.M.M. Sedat ERYÜREK


Müteşebbisler yeni yatırımlara yelken açmaya karar verdiklerinde; Ticaretin doğası gereği karlılık boyutuna yoğunlaşırlar. Genellikle Mali ve Vergi hukuku boyutunu teğet geçerler, Ancak bir yatırımın Mali ve Vergi hukuku boyutunun teğet geçilmesi bazen konulan sermayeyi kurtarma veya mahkeme kapılarında kurtulma çabasına dönüşür.

Bu nedenle; yatırımlarda, karlılık kadar hukuki boyutunda önem arz ettiğini, bu yazımda ifade etmeye çalışacağım.
Müteşebbisler şirket kurmaya karar verdiklerinde öncelikle; ticaret sicil memurluğundan, şirketin kurulacağı adreste başka bir şirketin tescilinin olup olmadığı araştırılmalı eğer o adreste bir şirket kaydı var ise şirketin adres kaydının değiştirilmesi sağlamalı ve bu değişikliği vergi dairesine bildirilmelidir.
Adres değişikliğinin yapılmadığını ve Şirketin kurulacağı adreste görünen şirket veya şirketlerin var olduğunu ve faaliyet konularının aynı olduğunu varsayalım. Ayrıca bu şirketlerin iflas aşamasında olduğunu ve bulunulan adreste haciz işlemleri gerçekleştiğini varsayalım. Bu durumda kurduğunuz şirketin eski şirketlerle gerçekte ilişkiniz olmasa bile eski şirketin borçluları, Borçlar Kanunun 18.(Akitlerin tefsiri muvazaa), 179.( Bir mamelekin veya işletmenin devralınması) İcra ve İflas kanunun 44.(ticareti terk edenler),280.(zarar verme kastından dolayı iptal) maddelerine istinaden size yaptırımlar uygulatabilir. Bu yaptırımlara itiraz etseniz bile itirazınızın mahkemede karara bağlanması en az iki yıl sürer. Bunun yanında davayı kaybetme olasılığını da düşündüğünüzde şirketi kurarken kurduğunuz şirketten para kazanma hayali yerini mahkeme kapılarını aşındırmaya bırakır. Bu nedenle Müteşebbislerin şirketi kuracakları adreslere dikkat etmelerinde yarar vardır.

Kuracağınız şirket farklı konularda faaliyet gösterecek ise bu faaliyet konuları belirlenmeli ve şirket unvanında belirtilmelidir. Şirket unvanında belirtilmeyen konular için yapılan sözleşmeler Türk Ticaret Kanunun 137. maddesine göre hukuken geçersizdir. Bu hususun işletme sahiplerine nasıl zararı dokunur derseniz. Bu konuyu somut örnek vererek açıklamak gerekir.
Örneğin; Şirketiniz Kamu İhale Kanunu kapsamında hizmet alım işine girdiğini, bütün prosedürleri tamamladığını ve ihalenin kendinde kaldığını düşünelim. Ancak şirketin ana sözleşmede belirtilen unvanında hizmet ile ilgili herhangi bir terim geçmediği varsayalım ihale makamı bu şartlarda şirketinizle Türk Ticaret kanunun 137.maddesine dayanarak sözleşme imzalamayabilir. Yani Ana sözleşmede yapılan küçük bir hata bütün emeklerin boşa gitmesine neden olabilir.

Şirketinizin, kuruluş aşamasında dışarıdan müdür atamayı düşünürseniz, atayacağınız müdürün seçimini dikkatli yapmanız gerekmektedir. Çünkü şirketin idare ve temsil yetkisini bu şahsa vermiş olursunuz. Şirket müdürünün kendi çıkarları için şirket adına üçüncü şahıslara borçlanması halinde şirket ve şirket müdürü borçlulara karşı birlikte sorumlu olurlar.

Şirket müdürünün yetkisini kötüye kullanarak kendisine menfaat sağlaması ve eyleminden ötürü şirketi zarar uğratmasının tespiti halinde şirket müdürüne zararın tanzimi için dava açılabilir. Ancak hukuki süreç uzun sürdüğünden zararın tanzimi genellikle mümkün olamamaktadır.

Şirketinize, şirket müdürü dışında ticari mümessil ve ticari vekil atayacaksanız ya genel kurul kararı almalı ya da ana sözleşmeye bu hususla ilgili madde eklemelisiniz.
Bu makalemde yaptığım açıklamalar herhangi bir kurum veya şahsı ithamda bulunma amacı taşımamaktadır. Amacım fikir jimnastiği yaparak şirket sahiplerinin başlarına gelebilme ihtimali olan sıkıntıları dile getirmek. Müteşebbislerin yeni yatırımlara yelken açarken, Mali ve Vergisel konuları da Mali Müşavirlerine danışmalarını ve onları göz ardı etmemeleri gerektiğini vurgulamak amacı taşımaktadır.

SMMM Sedat ERYÜREK