Facebook'ta Paylas  

DEĞERLERİMİZ İLE KANUNLAR


                                                                   

 

 Asıl olan toplumun değerleriyle Kanunların çatışmamasıdır. Ancak bizim gibi ülkelerdeki uygulamalarda maalesef bunu sağlamak mümkün olmamaktadır. 

 Temel Kanunlarını başka ülkelerden almış yada uluslararası kuruluşların dayattığı prensiplere göre Kanunlarını dizayn etmeye çalışan ülkelerde toplumsal değerler ile kanunların çatışması kaçınılmaz olacaktır. Dünyanın küçüldüğü bir dönemden geçerken kendimizi uluslararası kuruluşların benimsedikleri ilke ve prensiplerden soyutlamamızın da mümkün olmayacağı iddia edilebilir. Hal böyle olsa da toplumları toplum yapan değerlerin mutlaka korunması, sahip çıkılması ve yaşatılması gerekmektedir. Bunu dünyada başarmış ülkelerde mevcutken konu salt uluslararası kuruluşların dayatması olarak açıklanamaz. Bu konuda ülkeyi idare edenlerinde olabildiğince mücadele etmeleri gerekmektedir. Örneğin, Japonya belki de tüm uluslararası örgütlere üye olmasına rağmen değerlerini koruma ve yaşatma konusunda titizlenmekte ve tüm diğer toplumların takdirini kazanmaktadır. Türkiye' de, uluslararası norm ve standartları yakalamaya çalışmakla, toplumsal değerlerini korumaya çalışmak arasında çatışmadan bir yol bulmak zorundadır. Yurtdışından gelip ülkemizi ziyaret edip tekrar ülkelerine dönen yabancılara, Türkiye' yi bir iki cümleyle anlatır mısınız dediğimizde mutlaka misafirperverliğimizi ve yardım severliğimizi ilk sırlara yerleştirerek bizi tanıtmaya çalışacaklardır. Hakikaten de Türk milletinin değerlerinden ve inançlarından aldığı bir sürü üstün özellikleri olsa da bizi tanıyan insanların en etkilendikleri ve ilk akıllarına gelecek milli özelliklerimiz yardım severliğimiz ve misafirperverliğimizdir. Kanunlar bizi biz yapan tüm toplumsal değerlerimizle özelliklede yukarıda belirttiğimiz yardım severlik ve misafirperverliğimizle kesinlikle çatışmamalıdır. Türkler bu özelliklerini var oldukları müddetçe devam ettirmelidirler. Bu niteliklerimizin devam edebilmesi ve güçlenerek yaygınlaşması için, Kanunlar yapılırken birde bu yönüyle kanunların oluşturulup oluşturulmadığına dikkat edilmeli hatta Başbakanlıkta yada Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunları bu yönüyle denetleyecek bir birimin kurulmasında yarar bulunmaktadır.

DEĞERLERİMİZ İLE KANUNLARIN ÇATIŞMASI; KAZALAR.

Yazımızda hassasiyetini talep ettiğimiz konunun, uygulamadaki olumsuz örneklerinden önde gelenlerinden biri de Sosyal Güvenlik Kurumu  uygulama kanununda  yer almaktadır. Türk milleti yardım sever olduğundan imkanı olsa da olmasa da yardım talebinde bulunan kişi yada kişilere yardım etmeye çalışır hatta çabalar. Örneğin otoban da arabası bozulan ve yardım talebinde bulunan kişiye yardım etmek, bizim ülkemizde neredeyse sıradan bir olaydır. Özelliklede kamyon şoförleri yardım talebinde bulunan vatandaşlarımızın yardımına hemen koşarlar. Olay yerinde yardım edilemiyorsa bile, yardım talebinde bulunan kişi araçlarına alınarak talebinin karşılanacağı ilk noktaya kadar götürülür. Bu tür yardımlar bizim ülkemizde sıradandır ve yapanlar tarafından yardım bile sayılmaz hatta görev olarak telakki edilir.

Ancak onları bekleyen ve farkında olmadıkları gizli bir tehlike vardır. Yardım etmeye çalıştıkları kişi sigortalı ise ve yardım da bulunmaları sırasında örneğin araçlarına alıp başka bir noktaya götürmeleri sırasında, yardım etmeye çalışan kişinin kusuru neticesinde bir kazanın meydana gelmesi ve yardımda bulunulan sigortalı vatandaşımızın yaralanması veya ölmesi sonucunda, insan yaptığı yardım için neredeyse lanet okur hale gelmektedir. Çünkü SGK yaralanan yada ölen sigortalının kendisine yada hak sahiplerine bağlayacağı gelir yada aylığın hesaplanan  bu günkü değerini, sırf insanlık adına yardım da bulunan kamyon şoföründen almaktadır. Bu da evini zor geçindirmeye çalışan kamyon şoförünün kamyonunu ve varsa evini satarak ödeyeceği bir miktar bile değildir. Çıkan bu miktarı ömrü boyunca çalışarak ödemesi  çoğu zaman mümkün olmayacaktır. Yani şu anda yolda kalmış sizden yardım talebinde bulunan bir kişiyi arabanıza alarak yardım etmek telafisi zor bir hata demektir.

ÖNERİ;

Sözünü ettiğimiz problem Sosyal güvenlik uygulama Kanununun 21. maddesinin 4. fıkrası ve 76. maddesinin son fıkrasından kaynaklanmaktadır. Bu maddelerde kastın haricindeki hallerde üçüncü kişilere getirilen rucü uygulamasının kaldırılması, problemi ortadan kaldıracaktır. Bence toplumsal değerlere titizlenen bu hükümetin yapması gereken öncelikli değişikliklerden bir tanesidir. Toplumsal değerlere önem vermesi gereken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı konuyu bu yönüyle tekrar değerlendirmelidir.

SORU;

Merhabalar Mustafa bey; Sizlere birkaç sorum olacaktı. Öncelikle ben bir firmada sigortalıyım 30 günlük primim yatıyor. Bu son dört aydır da bir ehliyet kursunda direksiyon hocası olarak çalışıyorum. Oradan da bana aylık 10-12 gün karşılığında 480 TL prim yatırılıyor. Dolayısıyla 2 ayrı işyerinden sigortalı oluyorum. Benim aylık  primim 30 gün mü yoksa diğeriyle beraber 42 gün mü sayılacak? Ben 30 gün geçerli oluyormuş diye duydum. Ancak sistem bu ikisini topluyor yani 42 gün olarak gösteriyor. Geçen ay itibariyle toplam 1002 günüm varken bu ay 1044 prim  günüm oldu. Her ikisini de topluyor sistem. Bunu sistem neden topluyor madem geçerli değil veya emeklilik zamanında bunlar düşülecek mi? O yatırılan primlerin nasıl bir katkısı oluyor emeklilikte? Birde Sigortalı taban ve tavan ücretleri ne anlamı taşıyor? Bunlar yıllık mı aylık mı? ne işe yarıyor? Bununla ilgili cevaplarınızı ve bilgilerinizi paylaşırsanız sevinirim...Teşekkürler. Şeref Kayım

CEVAP:

Şeref Bey;
SGK mevzuatına göre aynı anda birden fazla işyerinde çalışmak mümkündür.
Aynı ay içinde çalıştığınız farklı işyerlerinden SGK' ya ayrı ayrı bildirim yapılır ve sizin kütüğünüze işlenir.
SGK' ya bildirilen prim günleriniz ve kazançlarınız emeklilik şartlarının hesabında şu şekilde değerlendirilir.
Mevzuata göre her ay, 30 gün üzerinden değerlendirilir ve ay içinde ki çalışmalarınızdan dolayı gününüz 30 günden fazla olsa bile prim gününüz 30 olarak kabul edilir. Otuz günün üstündeki günler emeklilik şartlarının hesabında değerlendirmeye alınmaz. Ancak kazançlar için durum aynı değildir. Her iki işveren tarafından yapılan kazanç bildiriminiz toplanır ve emekli maaş hesabınızda toplam miktar göz önünde bulundurulur. Bu da emekli maaşınıza pozitif katkı yapar.

Mustafa Keskin
Posta Gazetesi

 

 Sorularınız İçin: mustafakeskin2005@hotmail.com