Facebook'ta Paylas  

Ticaret Sicil Numarası Kullanımı Şahıs İşletmelerinde Zorunlu mu?


         Bilindiği üzere, 6102 Sayılı Kanun’la getirilen düzenlemelerden bazıları 01/01/2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bunlardan konumuzla ilgili olan ilgili kanunun 39.maddesinin 2.fıkrasında düzenlenen, tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret ünvanı ve işletmesinin merkezinin gösterilmesi ile ilgili getirilen düzenlemedir.

       Bu düzenlemelerden ticaret ünvanı ve işletmenin merkezinin ilgili belgelerde gösterilmesi ile ilgili herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Zira, 6762 sayılı eski TTK ve 213 sayılı VUK gereği ilgili belgelerde öteden beri ticaret ünvanı ve işletmenin merkezi belirtilmektedir. Tacir, internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi değil ise yeni TTK’nın 39.maddesinin 2.fıkrasıyla getirilen yükümlülükte tacir için yeni olan şey sadece Ticaret Sicil Numarasının ilgili belgelerde gösterilmesi yükümlülüğüdür. Bu hükmün yorumlanması konusunda  ticaret şirketleri açısından herhangi bir tereddüt bunmamaktadır. Dolayısıyla, bütün ticaret şirketleri fatura, irsaliye, gider pusulası, ticari mektuplar v.b. belgelerinde 01/01/2014 tarihinden itibaren ticaret sicil numaralarını kullanmak zorundadırlar. Şahıs işletmeleri açısından ise durum biraz farklılık arz etmektedir. İlgili kanun hükmü tacirler için geçerlidir. Ticaret şirketleri her halükarda tacir sayılmakla birlikte her ticaret yapan da TTK’ya göre tacir sayılmamaktadır. Kanunun 11.maddesinin 2.fıkrasında ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği hüküm altına alınmıştır. Bugün itibariyle yeni TTK’nın bu maddesi ile ilgili Bakanlar Kurulunca çıkarılmış herhangi bir kararname bulunmamaktadır. 14.01.2011 tarih ve 6103 sayılı kanunun 10. maddesinde TTK'nın 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen (Tacir işletmesi ile Esnaf işletmesi için öngörülen sınır) Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıncaya kadar yürürlülükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda bu konuyla ilgili 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre esnaf, tacir ayırımını yapmamız gerekmektedir. Çünkü, yeni BKK yayınlanmadığından dolayı 2007/12362 sayılı kararın geçerliliği devam etmektedir.   2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:

          Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı

             MADDE 1 – (1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından;

             a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,            

             Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,

             b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri,

kararlaştırılmıştır.

 

        Kararda belirtildiği üzere, 1.sınıfa tabi olup bilanço esasına göre defter tutanlar her halükarda tacir kabul edilmiş işletme hesabı esasına göre defter tutanlar için ise VUK’un 177.maddesindeki hadlerin dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Esasında VUK’un 177.maddesi, 1.sınıf tüccarların dolayısıyla bilanço esasına göre defter tutanların tespitine yönelik olup 2007/12362 sayılı kararda ise işletme hesabı esasına göre defter tutmakta iken ilgili maddenin 1.fıkrasının 1. (bir yıllık alış ve satış tutarları) ve 3. (hizmet ve alım satım işlerinin birlikte yapılması)bentlerindeki hadlerin yarısını, 2.bentteki (hizmet işleri) tutarın ise tamamını aşanların yine tacir sayılacağı, bu durumun istisnasının ise esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı iken, esnaf ve sanatkar sayılma hadlerinin altı katını aşmadıkça ve kendileri istemedikçe TOBB bünyesindeki odalara ve ticaret siciline kayıt için zorlanamayacakları dolayısıyla tacir sayılmayacakları belirtilmiştir. Bu durumda, işletme hesabı esasına göre defter tutan ve esnaf ve sanatkar meslek odasına da kaydı bulunmayan şahıs işletmeleri için 2013 yılına ilişkin yıllık alış tutarı 150.000/2 = 75.000-TL veya satış tutarı 200.000/2 = 100.000-TL’yi ve hizmet işleri için ise 80.000-TL’yi aşıyorsa tacir sayılıyor olmalarından dolayı ticaret odasına ve ticaret siciline kaydolmaları ve ilgili belgelerinde ticaret sicil numaralarına yer vermeleri gerekmektedir. Esnaf ve sanatkar odalarına öteden beri kaydı olanlar için ise yukarıda belirtilen hadlerin ancak altı katını aştıktan sonra böyle bir yükümlülük ortaya çıkmaktadır.

Sonuç : 6102 sayılı TTK’ya göre tacirler işletmeleriyle ilgili olarak düzenledikleri ticari mektuplar ile ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde sicil numaralarını (mersis numarası olanlar mersis numarasını) göstermek zorundadırlar. Aksine hareket 2014 yılı için 2.240-TL para cezasını gerektirmektedir. Ticaret şirketleri dışında kimlerin tacir sayıldığı ise 2007/12362 sayılı BKK ile belirlenmiş olup, 1.sınıfa tabi olanlar ile 1.sınıfa henüz tabi olmayıp 2013 yılı için yıllık alım tutarı 75.000-TL’yi veya yıllık satış tutarları 100.000-TL’yi aşanlar ile hizmet işletmeleri için yıllık hasılatı 80.000-TL’yi aşanlar tacir sayılmakta ve yine öteden beri esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olup 2013 yılı için yıllık alımlar toplamı 75.000 x 6 = 450.000-TL, yıllık satışlar toplamı 100.00 x 6 = 600.000-TL , hizmet işletmeleri için ise yıllık hasılat toplamı 80.000 x 6 = 480.000-TL’yi aşanlar yine tacir sayılmakta ve ticaret sicil numarası kullanımı ile ilgili sorumluluk kapsamında bulunmaktadırlar.

 04/01/2014
CİHANGİR ÖZKÖK                                                                                                                                                                SMMM