Facebook'ta Paylas  

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMET BEDELİNİ SGK ÖDEYECEK


                                                             

 

Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı, piyasanın merakla beklediği yönetmeliği nihayet yayınladı. Yönetmelik, 10 kişiden daha az işçi çalıştıran işverenlerin 01.01.2014 tarihinden sonra zorunlu olarak almaları gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeneceğini düzenlemektedir. Çok konuşulan ve piyasada uygulamada getireceği yükümlülükler yönüyle tedirginliğe neden olan konulardan bir tanesi daha açıklığa kavuşmuş oldu. Yönetmelik, 10 kişiden daha az işçi çalıştıran işverenlerin kimler olduğunu,10 kişilik çalışanın hesabında nelere dikkat edileceği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hangi iş kollarında faaliyette bulunan işverenlere destek olunacağı, verilecek desteğin hangi şartlarda yapılacağı gibi konuları açıklığa kavuşturmaktadır.

İlk bakışta işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması  konusunda devletimizin de destekleyici girişimlerde bulunduğu ve küçük ölçekli işverenlere maddi destek verdiği izlenimi doğmakla beraber, yönetmelik detaylı olarak incelendiğinde aslında işverenler destek olunmak istendiği ancak destek vermemek içinden elden gelen her şeyin yapıldığı net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Bunun en önemli örneği Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamalarında ve İş Kanunu uygulamalarında şimdiye kadar hiç karşılaşmadığımız bir biçimde işverenin yanında çalışan işçilerin tespitinde işverenin Türkiye'deki tüm işyerlerinde çalışan işçilerin toplamının esas alınmasıdır.

Bu düzenleme ile Bakanlık bir taraftan hak verirken bir taraftan da verilen haktan yararlanılmaması için gerekli düzenlemeleri bu şekilde yapmış olmaktadır. Oysa bundan önceki çeşitli düzenlemelerde işçi sayısının tespitinde işyeri bazlı yada il bazlı değerlendirmeler dikkate alınmaktaydı. Hakkın verilmesinde bu kıstaslar görmezlikten gelinmiş ve işveren bazlı değerlendirme yapılarak işverenin ülke düzeyindeki tüm işyerlerinde çalışan işçilerin sayılarının toplamı esas alınarak,  toplam sayının 10 işçiden fazla olması halinde bu destekten yararlanmayacağı belirtilmiştir.

ON KİŞİDEN DAHA AZ İŞÇİ ÇALIŞTIRAN İŞVERENLER DİKKAT;

Aslında İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası iyi niyetlerle çıkarılmıştı. Yasanın en temel amacı işyerlerinde İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemlerin danışmanlar vasıtasıyla alınmasının sağlanması ve işyerlerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarını mimimize etmekti.  Yönetmelik ise küçük işverenleri ek bir mali yükün altına sokmadan bu önlemlerin alınmasını amaçlıyordu. Bu nedenle de kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere ondan az çalışanı bulunanlardan, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için sağlanacak desteğin usul ve esaslarını belirlemeyi düstur edinmişti.

Eğer işveren, 10 kişiden daha az işçi çalıştırıyorsa ve işverene ait işyeri az tehlikeli işyeri kapsamındaysa, bu kapsamdaki işverenlerin işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmeti almak gibi bir mecburiyetleri olmadığından şimdilik bu kapsamda olan işverenlere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından mali destek sunulmayacaktır. Mali destek sunulacak işverenler öncelikler Türkiye düzeyindeki işyerlerinin tamamında 10 kişiden daha az işçi çalıştıranlardan tehlikeli ve çok tehlikeli iş kollarında faaliyette bulunan işverenlerdir.

İşverenlerin verilen mali destekten yararlanmaması için  taşeronu olarak faaliyette bulunanların işçi sayıları da 10 kişinin hesabına dahil edilmiştir. Örneğin bir işveren yemek ve güvenlik işlerini taşerona vermişse ve işyerinde 8 işçi çalıştırıyorsa, taşeronları tarafından da 4 işçi çalıştırılıyorsa söz konusu işveren işçi sağlığı ve güvenliği hizmet bedeli desteğinden yaralanamayacaktır. Kendisi 8 işçi çalıştırmasına rağmen taşeronlarının işçileri de toplama dahil edildiğinden, işveren sanki 12 işçi çalıştırıyormuş gibi değerlendirilecek ve işverene iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedeli desteği verilmeyecektir. Yönetmelikle bu gibi şartlar getirilerek Kanunun ve yüce meclisin verdiği haklar tek tek işverenlerin elinden geri alınmaktadır. Bu yazımda, çıkan yönetmelikle ilgili kendi değerlendirmelerime yer vermeye çalıştım. Ancak yönetmelik bu gibi kısıtlamaları bünyesinde barındırıyor olsa da, şartları taşıyarak yararlanabilecek konumda olan işverenler için ise güzel ve yerinde düzenlemeleri de yine bünyesinde barındırmaktadır. Gelecek hafta inşallah size yönetmeliğin işverenlerimize getirdiği haklardan ve yararlanmak için yapılması gereken işlemlerden bahsetmeye çalışacağım.

SORU;

Sayın Keskin

Bende SGDP mağduruyum. 2005 yılı Temmuz ayında mecburiyetten, daha önce kızıma ait olan bir ltd şirketi devir aldım. Şirket gayri faaldi. Hatta 01.01.2005 yılında vergi mükellefiyeti, ilgili vergi dairesi tarafından resen terkin edilmişti. O günden bu yana da şirketin herhangi bir faaliyeti olmadı. Ayrıca İstanbul Ticaret Odası' da, şirketin oda kaydını 2009 yılında dondurmuş bulunuyor. Ekim ayında tarafıma gönderilen bir yazı ile 8.800 TL, daha sonrada ilaveten 10.600 TL, yani toplam 19.600 TL prim borcu tahakkuk ettirildiği ayrıca mükellefiyetim halen devam  ettiği için her ay için yüzde 15 kesinti yapılacağı bildirilmiş ve ilk ay, emekli maaşımdan 510TL kesinti yapılmıştır. Şimdi sizden aşağıdaki sorularımı yanıtlamanızı rica ediyorum.

1-Mart /2013  ayında çıkan aftan yararlanabilir miyim ?

2-Hiçbir ticari faaliyeti olmayan ve vergi dairesi tarafından da mükellefiyeti  terkin edilen ve dolayısıyla kazanç elde edilmeyen bu durumda SGK' nın beni cezalandırması hakkaniyet kurallarına uygun mudur?

3-İtirazımı nereye ve nasıl yapmalıyım?

4-Yeni bir af çıkacağı duyumu aldım. Doğruluk derecesi var mı?

Aytekin Taşçıoğlu /AYVALIK

CEVAP:

 

 Aytekin Bey;
Mart /2013' de çıkarılan affın başvuru süresi bitti. Bu itibarla artık o aftan yararlanamazsınız.
Limitet Şirket ortağı olanların sigortalılık tanımları yapılırken sadece şirket ortağı olmaları esası alınmıştır.
Yani Limitet şirket ortağı olan kişi, şirketin faaliyeti olsa da olmasa da sadece şirket ortağı olması hasebiyle sigortalı olmak ve prim ödemek zorundadır. Durumun vicdani olup olmadığı kişiye göre değişmekle beraber Kurumun yaptığı işlem kanuni bir işlemdir.  Konuyla ilgili olarak bulunduğunuz ilin SGK il müdürlüğüne itirazda bulunabilirsiniz. Ancak itirazınız kesinlikle ret edilir. Yeni bir af çıkacağı ile ilgili bir duyumum yok ve yakın zamanda çıkacağını da zannetmiyorum.
Ancak yaşadığınız mağduriyetle ilgili size bir  tavsiyem olabilir.
Kuruma müracaat edip primlerinizi 6183 sayılı yasaya göre yapılandırabilirsiniz. Ancak prim borcunuza faiz uygulanmaya devam eder. Uzun vadeli bir yapılandırma yaparsanız maaşınızdan daha az bir kesinti yapılır ve daha sonra bir af çıkarsa bu defa aftan yararlanırsınız. 

Mustafa Keskin

Posta Gazetesi
 Sorularınız İçin: mustafakeskin2005@hotmail.com